İçeriğe geç

Sakarya’da güneş kaçta doğuyor ?

Sakarya’da Güneş Kaçta Doğuyor? Zaman, İktidar ve Toplumsal Düzen Üzerine Siyasal Bir Düşünce

“Sakarya’da güneş kaçta doğuyor?” sorusu ilk bakışta masum, teknik ve hatta gündelik bir merak gibi durur. Oysa bu soruyu biraz kurcaladığımızda, zamanın kim tarafından tanımlandığına, gündelik hayatın nasıl düzenlendiğine ve bu düzenin arkasında hangi güç ilişkilerinin yattığına dair çok daha geniş bir siyasal tartışmanın kapısı aralanır. Güneşin doğuşu doğanın bir gerçeğidir; fakat bu doğuşun saatle, takvimle ve gündelik ritimlerle ilişkilendirilmesi bütünüyle toplumsal ve politiktir. Tam da bu nedenle, Sakarya’da güneşin kaçta doğduğu meselesini iktidar, kurumlar, ideolojiler, yurttaşlık ve demokrasi ekseninde düşünmek, beklenmedik ama verimli bir analiz alanı sunar.

Ben bu yazıda, tek bir siyaset bilimci kimliğine sığınmadan; gündelik hayatın düzenlenişi üzerine kafa yoran, gücün görünmez biçimlerini merak eden bir insanın yerinden konuşuyorum. Çünkü bazen en sıradan sorular, en derin siyasal yapıları ele verir.

Zamanın Politikası: Güneş, Saat ve İktidar

Sakarya’da güneşin doğuş saati mevsime göre değişir. Yaz aylarında daha erken, kış aylarında daha geç doğar. Bu bilgi meteorolojik olduğu kadar siyasal bir çerçeveye de sahiptir. Zamanın ölçülmesi, saatlerin ayarlanması, mesai başlangıçları ve okul zilleri, bireylerin hayatını doğrudan şekillendiren kurumsal kararlardır. Michel Foucault’nun disiplin toplumuna dair analizleri, tam da burada devreye girer: Zaman, iktidarın en etkili düzenleme araçlarından biridir.

Güneş Sakarya’da doğar; fakat yurttaşın güne başlama anı, devletin ve kurumların belirlediği takvimle örtüşür. Mesai saatleri, toplu taşıma düzenlemeleri, kamu hizmetlerinin açılış saatleri… Bunların hepsi, doğal zaman ile siyasal zaman arasındaki gerilimi görünür kılar. Burada meşruiyet sorusu ortaya çıkar: Devlet, yurttaşın zamanını düzenleme hakkını nereden alır?

Kurumlar ve Gündelik Hayatın Senkronizasyonu

Sakarya gibi sanayisi gelişmiş, üniversite ve tarımın iç içe geçtiği bir şehirde güneşin doğuşu, farklı toplumsal gruplar için farklı anlamlar taşır. Tarım işçileri için gün, güneşle başlar; fabrika işçileri için vardiya saatiyle; öğrenciler için ders ziliyle. Bu farklılıklar, kurumların toplum üzerindeki eşitsiz etkisini gözler önüne serer.

Max Weber’in bürokrasi analizini hatırlarsak, modern devletin en temel özelliği öngörülebilirliktir. Güneşin doğuşu öngörülebilir bir doğa olayıdır; fakat ona göre düzenlenen hayat, kurumsal bir tercihtir. Sakarya’da güneş kaçta doğuyor sorusu, aslında “Kimin zamanı esas alınıyor?” sorusuna dönüşür. Tarım emekçisinin mi, sanayi sermayesinin mi, kamusal bürokrasinin mi?

İdeoloji ve Doğal Olanın Siyasallaştırılması

Zamanın ideolojik bir boyutu vardır. Erken kalkanın makbul sayıldığı kültürel anlatılar, çalışkanlık ve verimlilik üzerinden belirli bir yurttaş tipini yüceltir. Bu ideoloji, güneşin doğuşunu bir ahlaki referansa dönüştürür. Sakarya’da güneş erken doğduğunda, erken başlayan bir gün “doğal” kabul edilir; oysa bu doğallık, ideolojik bir kabuldür.

Neoliberal ideolojide zaman, sürekli optimize edilmesi gereken bir kaynaktır. Güneşin doğuşu bile verimlilik tartışmasına dahil edilir. Kentin ritmi, piyasanın ihtiyaçlarına göre ayarlanır. Burada demokrasi sorusu belirir: Bu ritmi kim belirliyor ve kimler bu kararlara katılım gösterebiliyor?

Yurttaşlık, Katılım ve Zamanın Paylaşımı

Demokratik bir toplumda yurttaşlık, sadece oy vermekle sınırlı değildir. Gündelik hayatın nasıl düzenleneceğine dair söz hakkını da kapsar. Sakarya’da güneşin doğuşu üzerinden düşünürsek, çalışma saatlerinin, okul başlangıçlarının ve kamusal hizmetlerin belirlenmesinde yurttaşın sesi ne kadar duyuluyor?

Katılımcı demokrasi teorileri, tam da bu noktada önem kazanır. Zaman politikaları, genellikle teknik meseleler olarak sunulur; böylece siyasal tartışmanın dışına itilir. Oysa zaman, en temel eşitsizlik alanlarından biridir. Aynı şehirde yaşayan insanlar, güneşi aynı anda görse bile, güne eşit koşullarda başlayamaz.

Karşılaştırmalı Bir Bakış: Farklı Ülkelerde Zaman ve Demokrasi

Avrupa’da bazı ülkelerde esnek çalışma saatleri, yaz saati uygulamalarının tartışmaya açılması ve yerel düzeyde alınan kararlar, zamanın demokratikleşmesine yönelik örnekler sunar. Türkiye’de ise zaman politikaları çoğu zaman merkezi kararlarla belirlenir. Sakarya’da güneşin kaçta doğduğu bilgisi herkes için aynıdır; fakat bu bilgiyle ne yapılacağına dair kararlar, eşit biçimde paylaşılmaz.

Bu durum, demokrasinin yalnızca seçimlerden ibaret olmadığını bir kez daha gösterir. Zamanın düzenlenişi, iktidarın gündelik hayata nüfuz ettiği en sessiz ama en etkili alanlardan biridir.

Meşruiyet Krizi ve Sessiz İtirazlar

Zaman politikaları sorgulanmadığında, meşruiyet de sessizce aşınır. İnsanlar erken saatlere uyum sağlayamadığında, bunu bireysel bir başarısızlık olarak görmeye yönlendirilir. Oysa sorun bireyde değil, düzenlemededir. Sakarya’da güneşin doğuşu ile hayatın başlaması arasındaki uyumsuzluk, küçük ama anlamlı bir siyasal gerilim yaratır.

Bu gerilim, bazen geç kalınan bir otobüste, bazen uykusuz bir öğrencide, bazen de vardiya yorgunluğunda ortaya çıkar. Bunlar politik olmayan şikâyetler gibi görünür; fakat aslında iktidarın gündelik hayata dair tercihlerine yönelik örtük itirazlardır.

Sonuç Yerine: Güneş, Saat ve Siyaset Arasında

“Sakarya’da güneş kaçta doğuyor?” sorusu, bizi zamanın siyasetine, kurumların gücüne ve yurttaşlığın sınırlarına götürdü. Güneşin doğuşu değişmez; fakat ona göre kurulan düzen değiştirilebilir. Tam da burada demokrasi devreye girer. Gündelik hayatın ritmini belirleyen kararlara kimlerin dahil olduğu, bir toplumun ne kadar demokratik olduğunu gösterir.

Şimdi size bazı sorular yöneltmek istiyorum: Gününüz gerçekten güneşle mi başlıyor, yoksa size dayatılan saatlerle mi? Zamanınızı kim yönetiyor? Sakarya’da ya da başka bir şehirde, güneşin doğuşu ile hayatınız arasındaki ilişki size adil geliyor mu? Bu düzeni değiştirmek mümkün mü, yoksa “doğal” diye kabul etmeye fazla mı alıştık?

Belki de siyaset, tam olarak burada başlıyordur: Güneşin doğduğu an ile alarmın çaldığı saniye arasındaki o küçük ama belirleyici farkta.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betciilbet girişilbet giriş yapilbet.onlineeducationwebnetwork.combetexper.xyzelexbet en iyi bahis sitesi