İçeriğe geç

Hamas lideri için yas ilan edildi mi ?

İran Şimdi Hangi Yılda? Kayseri’de Bir Günlüğün İçinden Taşan Hikâye

Merhaba arkadaşlar! Bu içerikte “Hamas lideri için yas ilan edildi mi” ile ilgili en güncel bilgileri sizlerle paylaşacağız.

Kayseri’de akşamlar hep biraz erken çöker. Sanki şehir, gün bitmeden yorgunluğunu üstüne çekip sessizleşmek ister. O gün ben de defterimi açmıştım. Kalem elimdeydi ama yazacak bir şey bulamıyordum. İçimde garip bir sıkışma vardı. Ne tam hüzün, ne tam huzur… ikisinin arasında, adı konmamış bir şey.

Sonra telefon ekranında bir cümleye takıldım: “İran şimdi hangi yılda?”

İşte o an içimde bir şey yerinden oynadı.

Bir Cümlenin Açtığı Kapı

“İran şimdi hangi yılda?” sorusu ilk başta basit gibi görünür. Bir tarih meselesi, bir takvim farkı, küçük bir bilgi kırıntısı… Ama benim için öyle olmadı. O soru, sanki içimde uzun zamandır kapalı duran bir kapıyı açtı.

Defterime şunu yazmışım o an:

“Bazen bir ülkenin yılı değil, insanın kendi içindeki zamanı şaşar.”

Kayseri’nin soğuğu camdan içeri sızarken, ben İran’ı düşünmeye başladım. Orada insanlar hangi yılı yaşıyordu? Ben 2026’yı yaşarken, başka bir yerde farklı bir zamanın içinde yürümek nasıl bir histi?

İçimde tuhaf bir heyecan vardı. Sanki başka bir zaman dilimine bakmak, sadece takvim değil de hayatın kendisiyle ilgili bir şeydi.

Günlük Sayfaları ve Dağınık Düşünceler

Ben hep günlük tutarım. Duygularımı saklamayı beceremem. İçimde ne varsa deftere dökülür. O gün de öyle oldu.

“İran şimdi hangi yılda?” diye yazdım büyük harflerle.

Sonra altına karaladım:

“Ben hangi yıldayım?”

Bu soru biraz canımı acıttı. Çünkü bazen insan takvimde değil, kendi hayatında geride kalmış gibi hisseder. Herkes ilerliyordur, herkes bir yerlere varıyordur, ama sen aynı duygunun içinde dönüp duruyorsundur.

İçimde bir hayal kırıklığı vardı. Netti. Saklanmıyordu.

Ama onun yanında küçük bir umut da kıpırdıyordu. Belki de başka bir ülkenin takvimini merak etmek, kendi hayatımdan kaçma isteğiydi.

Kayseri’nin Sessizliği ve İçimdeki Gürültü

Pencereyi açtım. Kayseri’nin gece havası yüzüme çarptı. Uzakta bir araba sesi vardı. Onun dışında her şey sakindi.

Ama içim öyle değildi.

İçimde sürekli konuşan bir ses vardı:

“Sen neden burada takılı kaldın?”

Bir başka ses cevap veriyordu:

“Belki de olduğun yer yanlış değil, sadece bakış açın dar.”

Tam o sırada tekrar düşündüm: İran şimdi hangi yılda?

Bu soru bir bilgi arayışı gibi başlamıştı ama artık bir duyguya dönüşmüştü. Sanki İran’ın yılı, benim içimdeki zamanla ilgiliydi.

İran’ı Düşlerken Zamanın Kırılması

Telefonu açıp araştırma yaptım. İran’da kullanılan takvim farklıydı. Güneş esaslı bir sistem… yıl sayıları bambaşka.

Ekranda rakamlar gördüm. Benim yaşadığım yıldan farklı bir yıl.

Bir an durdum.

Sanki aynı dünyada ama farklı zamanlarda yaşıyor gibiydik.

Deftere tekrar yazdım:

“İran şimdi hangi yılda? Ve ben neden bu soruya bu kadar takıldım?”

Cevap yoktu.

Ama içimde bir his vardı. Sanki bu soru, bana bir şey anlatmak istiyordu.

Hayal Kırıklığının Sessiz Yüzü

Bazen insan küçük bir bilgi ararken büyük bir boşluğa düşer.

Ben de öyle oldum.

İran’ın yılı, takvim farkı, sayılar… hepsi bir anda anlamsızlaştı.

Çünkü asıl mesele tarih değildi.

Asıl mesele, benim kendimi nerede hissettiğimdi.

O an içimde ağır bir hayal kırıklığı vardı. Sanki bir şeyleri kaçırmışım gibi… herkes bir yere varmış da ben aynı sokakta dönüp duruyormuşum gibi.

Kalemimi deftere bastırdım.

Sayfa neredeyse yırtılacaktı.

Bir Sohbet Gibi Başlayan İç Sesler

İçimde iki ses tartışmaya başladı o gece.

Biri daha sertti:

“Boş şeylerle uğraşıyorsun. İran’ın hangi yılda olduğu seni neden bu kadar etkiliyor?”

Diğeri daha yumuşaktı:

“Çünkü insan bazen kendi hayatına doğrudan bakamaz. Yanından dolaşarak bakar.”

Bir süre sessiz kaldım.

Sonra tekrar yazdım:

“İran şimdi hangi yılda? Belki de bu soru, benim kendi zamanımı anlamam için soruluyordu.”

Bu cümleyi yazarken içim biraz rahatladı.

Ama tamamen değil.

Umutla Karışan Garip Bir Özlem

Gece ilerledikçe duygularım değişti.

Hayal kırıklığı biraz geri çekildi. Yerine garip bir umut geldi.

İran’ı hiç görmemiştim. Ama zihnimde bir yer oluşmuştu artık. Farklı bir takvimde yaşayan insanların olduğu bir yer…

Sanki zamanın tek bir çizgi olmadığını hatırlatıyordu bana.

İçimdeki umutlu taraf fısıldadı:

“Belki de hayat sandığından daha geniştir.”

Ama hemen ardından içimdeki şüpheci taraf konuştu:

“Geniş olabilir, ama sen oraya ulaşabiliyor musun?”

Bir Şehrin İçinde Başka Bir Zamanı Düşünmek

Kayseri’de sabaha doğru sessizlik daha da derinleşir. O saatlerde şehir bile düşünür gibi olur.

Ben o gece uyuyamadım.

Defter açık kaldı.

Tek bir cümle tekrar tekrar yazıldı:

“İran şimdi hangi yılda?”

Her yazışımda sanki soru daha da büyüdü.

Bir noktada bunun sadece İran’la ilgili olmadığını anladım.

Bu soru aslında şuydu:

“Ben hayatımın hangi zamanındayım?”

Yorgunluk, Kabul ve Sessiz Bir An

Sabaha karşı gözlerim ağırlaştı.

Artık hayal kırıklığı keskin değildi. Yerini yorgun bir kabulleniş almıştı.

Bazı soruların cevabı hemen bulunmazdı.

Belki de hiç bulunmazdı.

Defteri kapatırken son bir cümle yazdım:

“İran şimdi hangi yılda bilmiyorum ama ben bu soruyla biraz daha kendime yaklaştım.”

O an içimde ne büyük bir mutluluk vardı ne de tam bir huzur.

Ama garip bir sakinlik vardı.

Günün Sonunda Kalan Şey

Ertesi gün Kayseri yine aynıydı. Aynı sokaklar, aynı sesler, aynı sabah ışığı.

Ama ben biraz değişmiştim.

Çünkü artık “İran şimdi hangi yılda?” sorusu benim için sadece bir bilgi sorusu değildi.

O soru, kendi iç zamanımı sorgulatan bir yankıya dönüşmüştü.

Ve belki de en önemlisi, içimdeki duyguları saklamadığım bir geceyi hatırlatıyordu.

Hayal kırıklığı da vardı, umut da…

Ama en çok da şunu hissetmiştim:

Zaman sadece takvimlerde değil, insanın içinde de akıyordu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://oydaf.com https://makinacilar.com.tr https://kursburada.com.tr Sitemap
betcihiltonbet girişilbet giriş yapilbet.onlinepiabella girişbetexper.xyzelexbet en iyi bahis sitesi