Memuriyet Ne Demek Osmanlıca? Esprili Bir Yolculuk
Hayat, bazen işte tam da böyle bir şeydir: Akşamları kahve içip, arkadaşlarla takılmaya karar verirsin. O an, klasik “neler yapıyoruz” sohbetlerinden birine dalmışken, aniden şu soru gelir: “Memuriyet ne demek Osmanlıca?”
İzmir’de yaşayan, 25 yaşında bir genç olarak, hemen her konuda bir espri yapma yeteneğine sahibim, ama bir yandan da her şeyi aşırı düşünürüm. Yani arkadaşlarım beni sürekli “çılgın” diye tanımlar ama aslında içimde bir düşünür yatıyor, orası ayrı. Bugün de, sizlerle “memuriyet”in Osmanlıca anlamını araştırırken, içsel monologlarım ve komik anekdotlarla bu süreci keşfetmeye karar verdim. Bunu yazarken de bolca eğleneceğinizi tahmin ediyorum, çünkü mesele Osmanlıca’dan açılınca işler karışır, malum.
“Memuriyet” nedir?
Konuya girmeden önce küçük bir içsel diyalogla başlayalım:
“Şimdi bak, memuriyet dediğimiz şey, esasen bir işte görevli olma hali… ama tabii Osmanlıca’sı bir başka, değil mi? Yani, eski Türkçeyi konuşmaya başlayınca birden hava değişiyor.”
Neyse, haydi başlayalım. “Memuriyet” kelimesi, birinin belirli bir görevi üstlenmesi, yani memur olması anlamına gelir. Bu, günümüzdeki memuriyetin tam olarak aynısı ama Osmanlıca’da çok daha formal, aristokrat bir hava vardır. Yani, şu an ki kamu görevlisi demekle, Osmanlı’daki memuriyet arasındaki fark, aslında o dönemin insanının işine, haline ve tavırlarına yansıyan ciddi bir “mevki” algısıdır.
Yani şimdi düşündüğümde, bu terim eski zamanlarda “bürokratik” bir anlam taşırken, şimdi aynı kelimeyi kullanınca anında kafamızda o klasik devlet dairesi görüntüsü canlanıyor. Memurlar ofiste, kağıtlarla savaş içinde ve herkes birbirine “randevu alacak” kadar bürokratik!
Osmanlı’da Memuriyet: Kadim Bir Meslek
O dönemde devlet memurluğu, zenginliği, statüyü ve gücü simgeliyordu. Evet, devlete bağlılık vardı ama en çok da prestij vardı. Bir memur olmak, sadece bir maaş almak değil, aynı zamanda kendini görkemli bir şekilde ifade etmek anlamına geliyordu. Tabii ki bu, her dönemde olduğu gibi bazı “memurlar” için bir avantaja dönüşüyordu. Kimisi görevini layıkıyla yapar, kimisi de masa başında vakit geçirirdi ama yine de o dönem için memuriyet, kutsal bir görev olarak görülürdü.
İşte tam burada içsel sesime tekrar kulak veriyorum:
“Bunları okurken ‘yahu biz ne zaman böyle ciddi olacağız?’ demek geliyor içimden. Ama yine de Osmanlı’daki memurun işine olan saygısını takdir ediyorum. Çünkü şu an, sabahları 9’da uyanıp 5’te işten çıkma rutinini her gün yapmaya devam ediyoruz. Ama eskiden öyle miydi? Yok, ama yine de meslek saygısı var.”
Zamanında memuriyetin yalnızca başvuru yapılarak elde edilemeyecek kadar prestijli olduğu günleri düşününce, şimdi sadece internet üzerinden başvuru yapıp, “başvurun başarıyla alındı” mesajını almak gerçekten bir değişim değil mi? Hayat çok hızlandı…
Memuriyet Osmanlı’da Ne Anlama Geliyor? Büyüklük ve Görev
Osmanlı’da memuriyet sadece devlet işlerinde görev almakla sınırlı değildi. O dönemdeki memurlar, kültürel birikimlere sahip, toplumda yüksek saygınlık taşıyan ve her hareketiyle etrafına iz bırakan kişilerdir. Yani, düşünün; bugünün “katip”leri veya “şef”leri, eski zamanlarda birer padişah danışmanı gibi kabul edilirdi.
Burada araya birkaç komik diyalog ekleyelim:
– “Abi, memuriyet ne demek şimdi, işte devlet dairesinde bir iş mi yapıyorsun?”
– “Haa, öyle de diyebiliriz. Ama Osmanlı’da senin kaymakamlığın, belki birkaç şehrin kaderini belirleyecek kadar önemli!”
– “Yani, aslında memuriyet olayı baya ciddiye alınan bir işmiş ha!”
– “Aynen, sadece sabahları kahvaltı yapıp bir kahve içip işe gitmiyorsun, milletin hayatına yön veriyorsun. Hani neredeyse bir nevi ‘hükümet’ oluyorsun!”
Yani Osmanlı’da bir memurun işi basitçe arşiv tutmak, devlet belgelerini yazmak, evrak düzenlemek değil; toplumda saygı duyulacak işler yapmak, bazen de halkın çıkarlarını göz önünde bulundurarak stratejik kararlar almak oluyordu.
Günümüz Memurlarıyla Osmanlı Memurları: Ne Değişti?
Bugün, memurluk hala bazı kişiler için prestijli bir meslek olsa da, eskiye göre bir yükselme basamağı olarak algılanmıyor. Bugün işe alınan bir memurun, devletin en yüksek mevkilerine kadar çıkması o kadar kolay değil. Ama düşünsenize, Osmanlı’da memuriyet demek, sadece bürokratik işler yapmak değil, devletin en önemli kararlarına etki etmek demekti.
“Gerçekten de şu işin içine girdiğimde, bu kadar derinleşmesi beni şaşırtıyor” diye düşünüyorum. Ve tabii, içinde bulunduğumuz gündelik hayatta, ben de yer yer memurlukla ilgili komik düşüncelere kapılabiliyorum.
Mesela, bir iş görüşmesine gittiğinde “Siz devlet memuru olmayı mı tercih edersiniz?” sorusu sorulursa, bazen içimden şöyle geçiyor: “Bilmiyorum ki, Osmanlı’daki gibi olursa, neden olmasın?”
Sonuç Olarak: Memuriyet, Osmanlı’dan Bugüne
Sonuçta, memuriyet ne demek Osmanlıca? Dediğimizde, ilk aklımıza gelen; görev ve saygınlık olmakla birlikte, Osmanlı’daki memuriyetin anlamı, bugün sosyal hayatımıza da biraz yansımış durumda. Hala daha devlet dairesinde çalışmak, bir tür güvence olarak görülebiliyor. Ama mesela İzmir gibi bir şehirde, esnaf memurluk işine biraz daha farklı yaklaşabilir. Çünkü buradaki insanlar yavaş yaşamayı severler. Yani, hayatın koşturmacasında, bir devlet memurunun sabah 9 akşam 5 olan düzeni ile, sürekli gülüp eğlenen bir insanın işleri biraz farklı olur. Ama bu da eğlencenin bir parçası değil mi?
Yani, evet, Osmanlı’daki “memuriyet” bizim bugün anladığımız anlamda olmayabilir ama bir şekilde hepimize dokunan bir şey. Ne de olsa, eski zamanlarda ne kadar ciddi işler yapılıyorsa, bu çağda da bazen hepimiz gülüp eğlenerek bir işin içine girip bir şekilde o görevi yerine getiriyoruz.
Ama bir şey var ki, ben bu yazıyı yazarken, bir Osmanlı memuru olsaydım, akşam işten çıktığımda “yazımı teslim ettim” diyebilirdim. Şimdi, o kadar lüksümüz yok ama memuriyetin anlamını böyle içsel bir huzurla tamamlamış oluyorum!