Sülün Argoda Ne Demek?
Kayseri’nin o dar, karanlık sokaklarında, ne kadar adım atsak da bir türlü uzaklaşamadığımız o eski arkadaşımın sesi hala kulaklarımda. O zamanlar, hayatımda en büyük heyecanı arkadaşlarla vakit geçirmek ve yeni kelimeler öğrenmek oluşturuyordu. Bazen bu kelimeler, sıradan, basit ve tamamen anlamını bilmediğimiz şeylerdi. Ama bazen de öyle kelimeler vardı ki, onlar bizi başka dünyalara sürüklüyordu. İşte o kelimelerden biri de “sülün” idi.
Sülün. Bu kelime, her ne kadar Kayseri’de sıkça duysam da, bir gün gerçek anlamını öğrenene kadar içimde bir eksiklik hissi yaratmıştı. O an, hayatımın dönüm noktalarından birine dönüşecekti.
O Anı Hatırlıyorum: Sülün ve O Beklenmedik An
Bir akşam, yerel bir kafede arkadaşlarımın yanına oturduk. Gözüm yorgunluktan hafifçe ağırlaşmıştı ama, yine de onların yanındayken en mutlu halimle gülümsüyordum. O günlerde, hayat biraz daha karışıktı; belirsizlik ve küçük hayal kırıklıkları her an kapımı çalıyor, bana uğramadan gitmiyordu. Ama o an, arkadaşlarımın yanındayken sanki her şey daha basit, daha neşeliydi.
Tam o sırada, hepimizin sıkça takıldığı ama kimsenin tam olarak ne anlama geldiğinden emin olmadığı bir kelime tekrar havada uçuştu: “Sülün”. Aramızda biri bir şey anlatırken birden “Ama o da sülün gibi işte, nereden çıktığı belli olmuyor!” dedi. Herkes gülerek başını salladı ama ben… Ben biraz garipsedim. Bu kelimeyi ilk kez duymuyordum aslında. Yani, hiç kimse bir açıklama yapmamıştı. Bir süre aklımda, bu kelimenin tam olarak ne anlama geldiğini çözmeye çalıştım ama bir türlü yakalayamadım.
Bir sonraki gün, aynı grup arkadaşla yine buluştuğumuzda, o kelimenin etrafında bir yanıt arayışım biraz daha belirginleşti. Onlara yaklaşarak, “Arkadaşlar, gerçekten ‘sülün’ ne demek? Tam olarak anlamadım” dedim. Sesimdeki o meraklı ton her şeyin önündeydi.
O Anki Hayal Kırıklığım: Sülün ve Gerçek Anlamı
Ve işte o an geldi, hayatımda kelimelere olan ilgimin yeni bir seviyeye çıktığı o an. Arkadaşım, biraz güldü, biraz da kafa sallayarak “Sülün, Kayseri’de genellikle birinin geldiği yerin, ait olduğu çevrenin dışında birini anlatmak için kullanılır. Yani sülün, bir yerin ya da bir grubun içinde olmayan, dışarıdan gelen kişi anlamında. Ama bazen olumsuz anlamda da kullanılabiliyor. Kendisini fazla havalı, yabancı gösteren biri için de kullanılabilir” dedi.
Bunu duyduğumda bir süre sessiz kaldım. İşin doğrusu, biraz da hayal kırıklığı yaşadım. Beklediğim kadar sıradışı, fazla renkli bir açıklama değildi. Sülün, basit bir şekilde çevremizin dışında duran, yabancı kalmış birini anlatıyordu, o kadar. Ama nedense içimde bir şeyler uyandı. Anlamını öğrendiğimde, aslında bir anda kaybolan bir bulmaca parçası gibi geldi bana. Belki de büyüdükçe, anlam arayışının bazen beklediğimiz kadar heyecan verici olmadığını anlamak zor oluyor.
Günler geçtikçe, o “sülün” kelimesi bende bir anlam değişimi yaratmıştı. O günden sonra, o kelimeyi her duyduğumda, arkadaşlarımın söyledikleri aklıma gelirken, aynı zamanda bir yandan da Kayseri’nin o dar sokaklarındaki o eski kafede geçirdiğimiz anlar bir anda geri geliyordu. “Sülün” sadece bir kelime değil, biraz da o zamanların anısıydı.
Hayatın Küçük Ayrıntıları
Bazen hayatın küçük ayrıntıları, aslında çok derin anlamlar taşır. Sülün gibi kelimeler, aslında bir şeylerin farkında olmadan nasıl geliştiğini gösteriyor. Belki de bu kelimenin etrafında biriken o duygular, hayatımın o dönemindeki garip karmaşıklığı yansıttı. Sülün, belki de yaşadığımız çevreden ve bizden uzaklaşan bir durumu anlatıyordu ama her şeye rağmen, o kelimenin kaybolmuş anlamını bulmam, o dönemin sıkışmış duygularını bir şekilde çözmemi sağladı.
Sonunda şunu fark ettim: “Sülün” gibi kelimeler, bazen yaşadığımız hayata dair çok daha fazla şey anlatabilir. Bir dil, bir kültür, bir şehir, bazen de bir anı taşır. Bu anı ise; bazen sadece bir kelime, bazen bir bakış açısı ya da sadece bir soruyla buluruz.
Ve işte, o sülün gibi kelimelerle hayatımıza bir anlam katarız, belki de farkında olmadan. Ama önemli olan, bir şeyin derinliğini keşfettiğimizde aslında ne kadar yakın olduğumuzu hissetmemiz. Kendi şehrimize, kendi kelimelerimize, kendi insanımıza.
Bazen anlamadığımız kelimeler, bize doğruyu gösterecek kadar önemli olabilir. O yüzden sülün dedikçe, gözlerim hep aynı içtenlikle ışıldıyor. Ne de olsa, her kelimenin kendine ait bir yeri, bir anlamı vardır.