Balıklar Hangi Saatlerde Avlanır? O Sorunun İçime İşlediği O Uzun Yaz Akşamı
O gün defterime hiçbir şey yazmak istemiyordum. Kalem elimdeydi ama içim boş gibiydi. Kayseri’de yaz akşamları bazen insanın içine garip bir sessizlik çöker. Sanki şehir konuşmayı bırakır da sadece rüzgâr kendi kendine bir şeyler anlatır.
Babamın yıllar önce söylediği bir cümle geldi aklıma: “Balıklar hangi saatlerde avlanır bilir misin? Sabahın ilk ışığında ve akşamın alacakaranlığında…” O zamanlar çok önemsememiştim. Şimdi ise o cümle, kafamın içinde yankılanıp duruyordu.
O an anladım ki ben sadece balıkları değil, kendimi de yanlış zamanlarda arıyordum.
Kızılırmak Kıyısında İlk Sessizlik
Sevgili Dortmevsimguzellik ziyaretçileri, bugün “Balıklar hangi saatlerde avlanır” konusunda bilinmesi gerekenleri ele alıyoruz.
Hazırlıksız bir kaçış
Hiç plan yapmadan çıkmıştım o sabah. Sadece çantama eski bir termos, birkaç sandviç ve babamın yıllar önce verdiği oltayı koydum. Oltayı elime aldığımda tuhaf bir ağırlık hissettim. Sanki metal değil de geçmişimdi tuttuğum şey.
Kızılırmak kıyısına vardığımda hava henüz tam aydınlanmamıştı. İşte o an kendi kendime sordum: Balıklar hangi saatlerde avlanır? Çünkü ortada hiçbir hareket yoktu. Su bile uyanmamış gibiydi.
İlk yarım saat sadece suya baktım. Hiçbir şey olmuyordu. İçimden bir ses “boşuna geldin” dedi. O sesi susturamadım.
Hayal kırıklığı yavaş yavaş içime yerleşti. Sanki sadece balıklar değil, ben de görünmezdim o sabah.
Beklemekle öğrenilen şeyler
Beklemek garip bir şey. İlk başta zaman geçmiyor gibi olur, sonra bir bakarsın zaman senin içinden geçiyordur.
Ben de orada otururken bunu fark ettim. Oltaya bakmayı bıraktım, suyun yüzeyine bakmaya başladım. Küçük dalgalar, hafif kıpırtılar… Hiçbir şey olmuyordu ama aslında bir şeyler oluyordu.
Belki de balıklar hangi saatlerde avlanır sorusunun cevabı sadece saat değil, sabırdı.
Sabah Işığında Umut
İlk hareket
Güneş biraz yükseldiğinde suyun rengi değişti. O gri ton yerini hafif altın rengine bıraktı. Tam o sırada oltanın ipi hafifçe gerildi.
Kalbim bir anda hızlandı. “İşte!” dedim içimden, “işte şimdi!”
O an hissettiğim heyecanı tarif etmek zor. Sanki sadece bir balık değil, bütün günüm değişiyordu. Ama çektiğimde hiçbir şey yoktu. Sadece boşluk.
O boşluk, içimde daha büyük bir boşluk açtı.
Sinirlendim. Kendime kızdım, suya kızdım, babamın söylediği cümleye bile kızdım. Balıklar hangi saatlerde avlanır diye düşünmek bile saçma geldi bir an.
Kendimle yaptığım sessiz tartışma
“Belki de yanlış saatte geldin,” dedim kendime.
Sonra başka bir ses cevap verdi: “Ya doğru saattir ama sen doğru yerde değilsindir?”
Bu iç konuşma beni rahatsız etti. Çünkü ikisi de doğru olabilirdi.
Oltayı yeniden suya bıraktım ama bu sefer sadece balık beklemiyordum. Bir şeylerin netleşmesini bekliyordum.
Öğleye Doğru Gelen Boşluk
Güneş yükseldikçe azalan ihtimal
Saat ilerledikçe güneş sertleşti. Su artık parlamaya başlamıştı. Ama o parlaklık bir güzellik değil, bir uzaklık hissi veriyordu.
Babamın sözleri tekrar geldi aklıma: balıklar sabah erken ve akşam geç saatlerde daha aktif olurmuş. Öğleye doğru derinlere çekilirler, saklanırlarmış.
Demek ki ben en yanlış zamanda oradaydım.
Bu düşünce içimde garip bir şey yaptı. Sadece balıkları kaçırmadığımı, hayatın bazı anlarını da yanlış zamanlarda yaşamaya çalıştığımı hissettim.
Bir hayal kırıklığı daha… Ama bu sefer daha derindi. Çünkü sadece balıklarla ilgili değildi.
Suya bakarken kendime bakmak
Suyun yüzeyine bakarken kendi yansımamı gördüm. Yüzüm yorgundu. Gözlerim sabırsızdı.
“Sen de mi doğru zamanda değilsin?” dedim kendi kendime.
Bu soru canımı sıktı. Ama kaçamadım da.
Belki de balıklar hangi saatlerde avlanır sorusu, aslında benim hangi saatlerde kendimle karşılaştığımla ilgiliydi.
Akşamüstü: Değişen Hava, Değişen İçim
Rüzgârın dönüşü
Gün yavaş yavaş akşama dönerken rüzgâr da değişti. Önce hafif bir serinlik geldi, sonra suyun yüzeyinde küçük titreşimler oluştu.
O an içimde bir şey kıpırdadı. Açıklayamadığım bir his. Umut gibi ama daha kırılgan.
Yeniden sordum: Balıklar hangi saatlerde avlanır?
Bu sefer cevap beklemiyordum. Sadece sorunun içinde kalmak istedim.
İlk gerçek hareket
Güneş batmaya yakınken oltanın ipi bu kez net bir şekilde gerildi.
Bu sefer yanılmıyordum.
Kalbim deli gibi atmaya başladı. Ellerim titredi. Oltayı çekerken sanki sadece bir balık değil, bütün günün yükünü çekiyordum.
Ve evet… küçük bir balık vardı.
O an sevindim. Ama abartılı bir sevinç değildi bu. Daha çok sessiz bir kabul gibiydi.
O Anın İçindeki Sessiz Gerçek
Küçük bir balığın öğrettiği şey
Balığı elime aldığımda düşündüğüm ilk şey şu oldu: Bu kadar basit mi?
Bütün gün bekle, düşün, sorgula… ve sonunda küçücük bir an.
Ama sonra fark ettim ki mesele balığın büyüklüğü değildi. Mesele doğru zamanda orada olmaktı.
Balıklar hangi saatlerde avlanır sorusunun cevabı artık çok netti benim için: sabahın ilk ışıkları ve akşamın son sakinliği.
Ama daha önemlisi, insanın kendine en yakın olduğu anlar da aynı saatlerdi sanki.
İçimde kalan düşünce
O balığı suya geri bıraktım.
O an neden bıraktığımı tam bilmiyorum. Belki de tutmak istemedim. Belki de sadece görmek yeterliydi.
Suya geri dönerken hissettiğim şey garipti. Bir kayıp değil, bir tamamlanma gibiydi.
Dönüş Yolu ve Sessiz Farkındalık
Yorgun ama hafif
Akşam olurken eve doğru yürüdüm. Çantamda hiçbir şey yoktu ama içimde dolu bir his vardı.
Gün boyu boşluk gibi görünen şey aslında bir dolulukmuş gibi geldi.
Kendime kızdığım, sabırsızlandığım, umutlandığım bütün anlar zihnimde tekrar tekrar döndü.
Basit bir soru, derin bir iz
Balıklar hangi saatlerde avlanır?
Artık bu soru sadece balıklarla ilgili değildi.
İnsanların, duyguların, hatta benim bile doğru saatlerim vardı belki.
Günün Ardında Kalan
O gece defterimi açtım ama uzun süre yazmadım. Sadece boş sayfaya baktım.
Sonra tek bir cümle yazdım:
“Bazı şeyler sadece doğru zamanda gerçekleşir, yanlış zamanda değil.”
Ve kalemi bıraktım.
Umarız “Balıklar hangi saatlerde avlanır” hakkındaki bu rehber işinize yaramıştır. Dortmevsimguzellik ailesiyle kalmaya devam edin!
Bunu da Okuyun: Demirin hangi formu daha iyi ?