Eksiltili Ne Demek? Paragrafın İçindeki Çılgın Söz Sanatı
İzmir’de yaşıyorum, 25 yaşındayım ve hayatımın her anını bir parça mizahla geçirmeye çalışıyorum. Hem gündelik hayatta, hem de arkadaş ortamında espriler yapmayı, durup dururken “Aman ya, bu nasıl bir hayat” diye şarkılarla ortama enerji katmayı seviyorum. Ama bir de var ki… bazen hayatın detaylarına o kadar takılıyorum ki, kafamda büyük sorular beliriyor: “Eksiltili ne demek, yahu? Hangi paragraf eksiltildi de bu kadar soru var?” Hadi, şimdi gelin bu eksiltili kavramını birlikte inceleyelim; hem bolca gülüp eğlenelim, hem de bir şeyler öğrenelim.
Eksiltili Ne Demek? Hadi, Ciddiye Alalım
Şimdi, içimdeki ciddi insan uyanıyor, dikkat! “Eksiltili ne demek?” sorusu, aslında dil bilgisi açısından oldukça basit bir terim. Şu şekilde açıklanabilir: Eksiltili, bir cümlede gereksiz sözcüklerin atılmasıyla daha kısa, öz ve anlaşılır bir hale getirilmesi demek. Yani, fazla lafı dolandırmaya gerek yok. Sadece, söylediklerimizle işimizi halletmeye odaklanmalıyız. İstediğimiz sonuç için gereksiz her şeyden arınmalıyız.
Örneğin, “Ben buradayım, sana bakıyorum ve konuşuyorum” yerine, sadece “Buradayım” demek daha doğru ve eksiltilidir. “Ama bu ne kadar yetersiz olur ki!” diye düşünüyorsanız, iç sesim burada devreye giriyor: “Hadi ya, bir de gereksiz cümleleri seviyorsan, o zaman bu yazıyı neden okudun?!”
Gündelik Hayatta Eksiltili Kullanmak
İzmir’de, bir kafede arkadaşlarımla otururken, bir gün bir arkadaşım bana dedi ki:
“Ya, bunlar şimdi ‘eksiltili cümle’ dedikleri şeyle, herhalde ‘Beni takmıyorsan git’ diyorlardır diye düşünüyorum. Değil mi?”
“Evet, tam olarak öyle,” dedim. “Ama bir de, ‘Beni takmıyorsan git’ yerine ‘Gidip gitmemenin bile takmıyorum’ diyorsan, işte o zaman sen eksiltili bir insan değilsin, oradan iş çıkmaz.”
“Peki ya, ben ‘Gidip gitmiyorum’ diyorsam? Hala eksiltmeli miyim?”
“O zaman, eksiltili olmadığın gibi eksik de oluyorsun,” dedim.
İçimden, “Bu cümlede de her şeyi eksiltseniz de, yine de kafa karışıklığından bir şey anlamazdınız” diye düşündüm ama dışarıdan ciddi gözükmeye çalıştım.
Eksiltili Paragraf mı? Parantez İçindeki Espri
Biraz daha derine inelim. Eksiltili paragraflar da var, arkadaşlar. Hani şu, anlatmak istediğiniz düşünceyi tek bir kelimeyle özetlediğiniz paragraflar var ya, işte o!
Düşünün, bir arkadaşınıza “Hadi gel, sinemaya gidelim” dediniz. Sonra o arkadaşınız size “Gidelim, gidelim, gidebiliriz,” diyor. Ama eksiltili bir bakış açısıyla, bu “gidiş” durumunu bir cümlede bitirmeniz gerekebilir. Mesela şöyle bir şey diyebilirsiniz:
“Yok, gitmiyoruz işte, takılalım.”
Bu kadar basit. Ama gel gör ki, biz İzmirli olarak anlatırken durumu biraz “yaşatmak” isteriz. Bu da bazen eksiltili ifadelerin önüne geçer.
Ama işte, bu eksiltili paragraf işini anladıkça, kelimeleri birer birer, hatta satır satır eksiltmek, daha derin anlamlar taşıyor. Yani bu yazıyı yazarken kendimi bazen “Hadi fazla yazmayayım, eksiltelim!” diye kısıtlamayı başarmışken, bazen de “Aman ya, şunu da ekleyeyim!” diyerek gereksiz bir paragrafı ekledim.
Diyaloglarla Eksiltili Kullanım: “Hadi Az Kalsın Unutuyordum!”
İçimdeki mizah ruhu uyandı:
“Ya, bugün ‘eksiltili’ kelimesinin anlamını unutacağım!” dedim kendi kendime,
“Eksiltili ne demek?” diye sordum.
“Eksiltili… işte az lafla çok şey anlatmak, hadi hatırladık! Sonunda bir cümleye dönüştük!”
İç sesimden şöyle bir yanıt geldi:
“Evet, çok rahatladım, sen de rahatladın mı?”
“Bir de az lafla derin bir anlam çıkarmak var ya, işte o en güzeli!” dedim.
Arkadaşlarımla konuşurken, hep eksiltili konuşmayı deneyiyorum. Ama bazen sohbetler çok karışık hale geliyor. Mesela bir gün şöyle bir diyalog geçti:
“Ya, şu yeni diziyi izledin mi?”
“Aaa, evet! Çok güzelmiş!”
“Gerçekten, eksiltili de olsa o kadar etkileyici!”
“Eksiltili mi?”
“Evet, yani, gereksiz uzun sahneleri atıp doğrudan konuya girmesi.”
Bunu söyleyen kişi, hayatında hiç “eksiltili” kelimesini kullanmamış biriydi. Ama kendini öyle bir kaptırmıştı ki, bu kelimeyi neredeyse felsefi bir anlam yüklemişti.
Hızlıca Sonuç: “Eksiltili Ne Demek?”
Sonuç olarak, eksiltili cümleler, bir bakıma hayatta gereksiz kelimelerden arınmış bir yaşam gibidir. Belki de dilin özü budur; fazla sözcükten kaçınarak, daha kısa ve öz konuşmak. Bunu anlamak için, bazen hayatın karışıklığına dalıp, “Ne kadar çok laf var!” diye iç geçiririz. Ama gerçekten konuşmak istediklerimizi birkaç kelimeyle anlatabilmek, bazen en büyük ustalıktır. Hayatın karmaşasında eksiltili olmak, gereksiz her şeyi silmek ve sadece önemli olanı tutmak, belki de bir yaşam felsefesi olabilir.
Ama unutmayın, “eksiltili” demek, her şeyin kısa ve net olduğu anlamına gelmez. İçinde bazen bir “gizli anlam” taşır, tıpkı bir esprinin içinde gizlenen anlam gibi. Eğer bir cümleyi eksiltip, anlamını kaybetmek istemiyorsanız, bu dengeyi iyi kurmalısınız. Her şeyin ölçüsünü iyi tutturmalı, yoksa bir paragraf daha fazla uzun olur ve sonra ne olur? İşte o zaman, yazının sonu gelmez!
O yüzden “eksiltili” diyerek başlamış olduğum bu yazıyı, kesinlikle uzun tuttum, belki biraz gereksiz de oldu, ama işte içimdeki insan yine dayanamamış ve lafı uzatmış. Ne yapalım, hayat böyle, zaman zaman eksiltili de olsa, bazen biraz fazla da konuşuyoruz!